DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU’NUN GÖZETİM UYGULAMALARI KAPSAMINDAKİ KARARININ İNCELENMESİ
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU’NUN GÖZETİM UYGULAMALARI KAPSAMINDAKİ KARARININ İNCELENMESİ.
1-GİRİŞ
Bu yazımızda 13.11.2025 Tarihli ve 33076 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararı incelenecektir (E.2025/15 K.2025/16). İki Bölge İdare Mahkemesinin kararları birbirinden farklı yönde olduğundan bu aykırılıkların giderilmesi gerekmektedir. Aykırılık, 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinin 1. Fıkrasında 18.07.2021 tarihli değişiklik sonrasında tescil edilen beyannameler bakımından eşyanın kıymetinin gözetim tebliğindeki kıymete eşitlenecek tutarda yurtdışı kaleminin ihtirazı kayıtla beyanda bulunmak suretiyle artırılması nedeniyle fazladan ödendiği iddia edilen vergilerin, Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesi uyarınca geri verme başvurusu kapsamında iadesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
2-MEVZUAT VE İHTİLAF KONUSU HUSUSUN PERDE ARKASI
2.1. Gümrük Mevzuatı İle İlgili Hükümler:
Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinde;“Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırılır. Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat veya ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.” Hükmü ile,
Gümrük Kanunu’nun 242. Maddesinde;“Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.(…) İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.” Hükmüne yer verilmiştir.
2.3. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi Kararı:
Mükellef (X) 13.09.2023 Tarihli ve 6697 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyanın kıymetini, İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğ’de öngörülen birim kıymete yükselterek ihtirazı kayıt ile beyan etmiş ve gümrük işlemlerini tamamlamıştır. Eşyaya ait faturadaki kıymetten fazla beyan ettiği kısım için ise Gümrük Kanununun 211. Maddesi delaletiyle geri verme talebinde bulunmuş, söz konusu talebin reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ve fazladan ödenen vergilerin tecil faiziyle iadesi istemiyle de Erzurum 2. Vergi Mahkemesine dava açmıştır.
Erzurum 2. Vergi Mahkemesi,
Herhangi bir yurtdışı gider yapılmamasına rağmen, yurtdışı gider kalemine yapılan beyan ile eşik fiyata ulaşmasının idarece gerçek fiyatın tespiti amacıyla inceleme ve araştırma yapma imkanı ile yasalarca idareye verilen ticaret politikası önlemlerini uygulama ihtimalini ortadan kaldırdığını,
Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinde yer alan ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş vergilerin iade edilmeyeceği,
Gerekçeleriyle iade talebinin reddi işleminde hukuka aykırılık görmemiştir.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi, istinaf istemiyle gelen dosyada ise;
Gözetim Tebliği’nde öngörülen değerin, Gümrük Kanunu’na göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığından bahisle davacı tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve fazladan tahsil edilen tutarın davacıya kanuni faiz uygulanmak suretiyle iade edilmesine karar vermiştir.
2.2. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. Dava Dairesi Kararı:
Mükellef (Y), 09.10.2023 Tarihli ve 232299 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyanın kıymetini, İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğ’de öngörülen birim kıymete yükselterek ihtirazı kayıt ile beyan etmiş ve gümrük işlemlerini tamamlamıştır. Eşyaya ait faturadaki kıymetten fazla beyan ettiği kısım için ise Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesi delaletiyle geri verme talebinde bulunmuş, söz konusu talebin reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ve fazladan ödenen vergilerin tecil faiziyle iadesi istemiyle de İstanbul 2. Vergi Mahkemesine başvuru yapmıştır.
İstanbul 2. Vergi Mahkemesi,
Gözetim uygulamasının bir ticaret politikası önlemi olduğu, dava konusu işlemin Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinde yapılan değişiklikten sonra gerçekleştiği, yeni düzenleme uyarınca ticaret politikası önlemine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması nedeniyle fazla ödenen vergilerin geri vermeye konu olmayacağını belirtmiştir. Davacının yurtdışı gider olarak eşya kıymetinin artırıldığı durumda gümrük idaresince yurtdışı gider beyanı için ayrıca inceleme veya araştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bu yöntem kullanılarak ticaret politikası önleminin etkisiz kılındığı gerekçesiyle geri verme kararının reddine ilişkin idari işlemde hukuka aykırı bir durumun olmadığını ifade etmiştir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların vergi mahkemesinin kararını kaldıracak nitelikte olmadığı gerekçesiyle kesin olarak reddetmiştir.
III- DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULUNUN KARARI
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen olayla, iki Bölge İdare Mahkemesinin kararı birbiriyle örtüşmediğinden bahisle, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunca söz konusu aykırılığın giderilmesi için Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’na (D.V.D.D.K.) başvurulmuştur.
D.V.D.D.K, 18.07.2021 tarihli ve 7333 Sayılı Kanun ile Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinin 1. Fıkrasının değiştiği, yeni düzenleme sonrası tescil edilen beyannameler bakımından eşyanın gözetim kıymetinin gözetim tebliğindeki kıymete eşitlenecek tutarda yurtdışı gider kaleminin artırılması nedeniyle fazladan ödendiği iddia edilen vergilerin, Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesi kapsamından iadesinin mümkün olup olmadığı yönünden incelemiştir.
Mükellefin herhangi bir baskı tehdit ve endişe altından kalmaksızın yaptığı beyanların yazılı ikrar hükmünde olduğu ve yükümlü açısından bu irade açıklamasının bağlayıcı olduğu, ihtirazı kaydın, beyanın serbest irade ürünü olmadığını gösteren bir beyan olduğu ve hak arama yollarını saklı tutmak için kullanılan bir araç olduğu ancak Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinde yer alan geri verme veya kaldırma başvuru yapmak için ihtirazı kayda ihtiyaç olmadığı, Kanunun 242. Maddesinde düzenlenen itiraz başvurusu için ihtirazı kaydın konulması gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda mükellefin kendi iradesiyle yurtdışı gider beyanının ihtirazı kayıtla yapılması Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesinin uygulamasında hak arama yolu olarak görülmediğinden,bu suretle fazladan ödendiği iddia edilen vergilerin iadesinin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
IV-SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Yukarıda detaylarına yer verilen mahkeme kararında görüleceği üzere, mükellef artık yurtdışı gider beyan etmek suretiyle gözetim tebliğinde yer alan kıymete tamamlama işlemlerinde, fazladan beyan ettiği tutarlara isabet eden gümrük vergilerinin iadesi için Gümrük Kanunu’nun 211. Maddesi kapsamında geri verme başvurusunda bulunamayacaktır. Ancak dikkat çeken husus ihtirazı kayıt müessesesinin ancak Gümrük Kanununun 242. Maddesinde düzenlenen itiraz mekanizmasının işletilmesine yönelik kullanılabileceği yönündeki ifadedir. Böyle bir durumda mükellef neye itiraz edecektir? Zira ortada itiraz edilecek bir idari işlem yahut karar bulunmamaktadır. Bu karar ile birlikte gözetim uygulaması ile ilgili işlemler belli bir zemine oturtulacaktır. Ancak bu zemin kaygan ve tehlikeli bir zemindir. Zira gözetim müessesesi AB’nin yayımladığı Türkiye ilerleme raporlarında eleştirilen konuların da başında gelmektedir. Bu eleştiri haklı bir eleştiridir. Çünkü AB normları bu sürece damping soruşturmalarıyla yaparak, belli bir meşru zemine, denetime ve verilere dayandırarak yapmaktadır. Diğer yandan gözetim uygulaması Dünya Ticaret Örgütü ya da AB’nin ilgili kurumlarınca herhangi bir izlemeye veya denetimine tabi değildir.
Mevcut düzenlemelerde mütemadiyen eşyanın belli bir fiyatın altında olmaması gerektiği düşüncesi, pratikte ciddi yüklere de sebep olmaktadır. Bu yük nihai olarak da son tüketicinin sırtında kalmaktadır. Ayrıca istatistiki verilerde de sapmalara ve yanlış yorumlara neden olmaktadır. Nasıl mı? Şöyle ki; aslında hiç yurtdışına yapılan bir ödeme olmamasına rağmen, toplam ithalat tutarında bu fiktif değer de yer almaktadır. Dolayısıyla esasında Türkiye’nin ithalat rakamlarında da yanıltıcı bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu fiktif kıymetten tahsil edilen vergiler de kamuya yönelik gelir etkisi yaratmakla birlikte, toplumun mustarip olduğu enflasyonu tetiklemektedir.
Gözetim uygulamaları, yıllara sâri şekilde uygulanması, denetimden uzak ve usul hükümleri bakımından hızlı uygulama alanı bulan ve esnek bir yapıda olması nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu uygulamalarla istenilen amaçlara gerçekten ulaşılıp ulaşılmadığıdır. Bu uygulamaların yerli üreticiyi ne şekilde koruduğu ya da bu uygulamalar sayesinde gerçekten bir ticaret politikası aracından beklenen ithalatta talebi azaltıp azaltmadığı hususları izaha muhtaç noktalardandır.
Yazıma son vermeden, bu konunun esasında Gümrük Kanununun 27. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan hükmün de irdelenmesi gerektiği kanaatindeyim. Zira söz konusu hüküm “Gümrük kıymetinin belirlenmesinde, fiilen ödenen veya ödenecek fiyata bu maddede öngörülenler dışında hiçbir ilave yapılamaz.” Şeklindedir. Yani esasen yurtdışı gider olarak beyan edilen tutar gümrük vergisi matrahının unsurlarından biri haline gelmektedir. Gümrük Kanunu’na göre gümrük kıymetine eklenebilecek giderler tahdidi olarak sayılarak, bunların dışında herhangi bir giderin gümrük kıymetinin unsuru olamayacağı yönünde emredici bir hüküm yer almaktadır. Sorunların nerede başlatıldığını görmezden gelebiliriz hatta sorunların kaynağını dahi bilemeyebiliriz, ancak nerede bitirileceğini belirlemek her zaman elimizdedir. Fakat mevcut olgunun sorun olarak kabul edilmesi gerekir.